Benim de berduş dönemlerim oldu. İşte onlardan biri.
Severim bu pozumu. Pozlarımın çoğu bir halta benzemediğinden ve bendeniz dünyanın en na-fotojenik, anti-fotojenik, fotojeniksiz insanı olduğumdan bu duruşa razıyım. Artık pideciden mi çıkmışım, nereden ağzıma yapıştıysa o kürden, öyle Red Kit gibi poz vermişim.
Berduş Böyle Buyurdu da benden bir eser olsun dünyaya... ben hep öldükten sonra gülünecek bir komedyen olmayı hayal ettim.
31.03.2010
30.03.2010
KUŞLAR İKİ KERE DÜŞÜNSÜN
Hani geçen hafta kuşlarla ilgili GÜVERCİN K-9 başlığında bir yazı yazmıştım. Hatırladınız mı?
Hatırlamadıysanız ve hatırlamak istiyorsanız BİR'e basın, hatırladıysanız İKİ'ye basın. "Umurumda değil." diyorsanız ÜÇ'e basın.
BİR... İKİ... ÜÇ...
İşte o yazıdan sonra Güvercinlerde bana karşı bir tepki, bir tavır alış gözlemledim. Eleştiriye tahammülü olmayan bu türü kınadığımı belirtmek isterim. Ayrıca bugün "Kafana sıçarız." gibisinden tepemde sürü halinde dolaşmalarının da hiç medeni bir hareket olmadığını söyleyeyim.
Toplumun barışa ihtiyacı var, gerilime değil. Tüm kuşları sıçmadan önce iki kere düşünmeye davet ediyorum.
Hatırlamadıysanız ve hatırlamak istiyorsanız BİR'e basın, hatırladıysanız İKİ'ye basın. "Umurumda değil." diyorsanız ÜÇ'e basın.
BİR... İKİ... ÜÇ...
İşte o yazıdan sonra Güvercinlerde bana karşı bir tepki, bir tavır alış gözlemledim. Eleştiriye tahammülü olmayan bu türü kınadığımı belirtmek isterim. Ayrıca bugün "Kafana sıçarız." gibisinden tepemde sürü halinde dolaşmalarının da hiç medeni bir hareket olmadığını söyleyeyim.
Toplumun barışa ihtiyacı var, gerilime değil. Tüm kuşları sıçmadan önce iki kere düşünmeye davet ediyorum.
29.03.2010
BU NE?
Şimdi fotoğrafa bakıyorsunuz ve bunun ne olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz. Elbette aslında ne olduğunu biliyorsunuz da ne için orada durduğunu anlamaya çalışıyorsunuz.
Bu görmüş olduğunuz kamyon kasası Seğmenler Parkı girişlerinden birine konmuş çöp kutusu. Evet, doğru okudunuz: Çöp Kutusu. Park temizlendiğinde pislikler, kağıt, şişe, süpürülmüş yaprak, çalı çırpı, gazete vs. bunun içinde toplanıyor.
Peki ama neden bu?
Cevabı çok basit: Kamyon kasasından çöp kutusu kullanıyoruz memleketin göbeğinde; çünkü bizi yönetenlerin görgüsü bu kadar. Avrupa Başkenti seçilmiş(!) Ankara'nın görgüsü bu kadar. İşçileri gel git yapmasın diye bütün pislikleri, çöpleri kamyon kasasında biriktirip bir seferde topluyorlar.
Bu görmüş olduğunuz kamyon kasası Seğmenler Parkı girişlerinden birine konmuş çöp kutusu. Evet, doğru okudunuz: Çöp Kutusu. Park temizlendiğinde pislikler, kağıt, şişe, süpürülmüş yaprak, çalı çırpı, gazete vs. bunun içinde toplanıyor.
Peki ama neden bu?
Cevabı çok basit: Kamyon kasasından çöp kutusu kullanıyoruz memleketin göbeğinde; çünkü bizi yönetenlerin görgüsü bu kadar. Avrupa Başkenti seçilmiş(!) Ankara'nın görgüsü bu kadar. İşçileri gel git yapmasın diye bütün pislikleri, çöpleri kamyon kasasında biriktirip bir seferde topluyorlar.
AVATAR YORUMU
Bugün bir ilke imza atarak bir twitter'cının avatarını yorumlayacağım. İsim vermeyeceğim.
Öncelikle belirtmek isterim ki bu şahsın son avatarında gördüklerim beni şoke etti. Kendisi tontiş olan bu şahsın yalnızca yanakları değil, burnu da tontişmiş meğersem. Burnuna 10 veriyorum.
Avatarda saçlar deniz vurgunu yemiş. Denizden çıktıktan sonra fırça değmemiş, özensiz. "Güzel olmama gerek yok, sahilde bu kadar abazan erkek varken ne olsa bana bakan biri çıkar." diye düşünmüş galiba. Saçlara 3 veriyorum. Ama kaşlara diyecek yok, güzel şekillendirilmiş, sinsi, 8. Gözlerde ise fok balığı şirinliği var. Gözlere 9.
Avatara sarı hakim, anlaşılan bütün kış kabak yemeği yenmiş. Tende tam bir bronzlaşma görülmüyor, hassas cildin ipuçları bunlar. Cilde 6,5. Objektife atılmış çapkınca bakıştan anlaşıldığı kadarıyla henüz istediği erkeği tavlayamamış. Bakışa 9. (Biraz kaba saba konuşmasını (yazışmasını), edepsizliğini bildiğim için bu gidişle istediği erkeği tavlayabileceğini de sanmıyorum. Tabii o da diğer dişiler gibi öküzden hoşlanıyorsa orasını bilemem.)
Daha önceki avatarlarında hep bir gizem, hep bir kaçamak duruş varken bu sefer biraz daha kabuğundan çıkmış sanki. Sosyalleşmeye başlamış gibi. Hani ancak psikoya gitmiş biri böyle bir gelişme gösterebilir. Özgüvene 7. Benimki kadar "haycan" gibi entel duramamışsa da "ergen/teen-age" duruşunu başarıyla sergilemiş. Duruşa 9. Amerika'da olsaymış Dawson's Creek'te (Davsın'ın Kırığı) rol alabilirmiş.
Kendisine, taktir alacağım diye fazla yüklenmemesini, inekleyerek sınıf geçenlerin yalnızca inekleyerek geçtiklerinin gerçek hayatta çok belli olduğunu hatırlatmak isterim. Ezberleme, öğren. Ayrıca Cem Yılmaz gibi ahmakça yorumlar yapıp okulda öğrendiklerinin gerçek hayatta hiçbir işine yaramayacağı konusunda anlamsız espriler yapmamasını da tavsiye ederim. Gerçi kendisi Recep İvedik'e bile gülüyor ya... neyse.
Demem o ki a dostlar, bu tontiş ve edepsiz kızımıza hayatta başarılar dilerim. Unutmadan: Tiyatro diye bir şey var!
Öncelikle belirtmek isterim ki bu şahsın son avatarında gördüklerim beni şoke etti. Kendisi tontiş olan bu şahsın yalnızca yanakları değil, burnu da tontişmiş meğersem. Burnuna 10 veriyorum.
Avatarda saçlar deniz vurgunu yemiş. Denizden çıktıktan sonra fırça değmemiş, özensiz. "Güzel olmama gerek yok, sahilde bu kadar abazan erkek varken ne olsa bana bakan biri çıkar." diye düşünmüş galiba. Saçlara 3 veriyorum. Ama kaşlara diyecek yok, güzel şekillendirilmiş, sinsi, 8. Gözlerde ise fok balığı şirinliği var. Gözlere 9.
Avatara sarı hakim, anlaşılan bütün kış kabak yemeği yenmiş. Tende tam bir bronzlaşma görülmüyor, hassas cildin ipuçları bunlar. Cilde 6,5. Objektife atılmış çapkınca bakıştan anlaşıldığı kadarıyla henüz istediği erkeği tavlayamamış. Bakışa 9. (Biraz kaba saba konuşmasını (yazışmasını), edepsizliğini bildiğim için bu gidişle istediği erkeği tavlayabileceğini de sanmıyorum. Tabii o da diğer dişiler gibi öküzden hoşlanıyorsa orasını bilemem.)
Daha önceki avatarlarında hep bir gizem, hep bir kaçamak duruş varken bu sefer biraz daha kabuğundan çıkmış sanki. Sosyalleşmeye başlamış gibi. Hani ancak psikoya gitmiş biri böyle bir gelişme gösterebilir. Özgüvene 7. Benimki kadar "haycan" gibi entel duramamışsa da "ergen/teen-age" duruşunu başarıyla sergilemiş. Duruşa 9. Amerika'da olsaymış Dawson's Creek'te (Davsın'ın Kırığı) rol alabilirmiş.
Kendisine, taktir alacağım diye fazla yüklenmemesini, inekleyerek sınıf geçenlerin yalnızca inekleyerek geçtiklerinin gerçek hayatta çok belli olduğunu hatırlatmak isterim. Ezberleme, öğren. Ayrıca Cem Yılmaz gibi ahmakça yorumlar yapıp okulda öğrendiklerinin gerçek hayatta hiçbir işine yaramayacağı konusunda anlamsız espriler yapmamasını da tavsiye ederim. Gerçi kendisi Recep İvedik'e bile gülüyor ya... neyse.
Demem o ki a dostlar, bu tontiş ve edepsiz kızımıza hayatta başarılar dilerim. Unutmadan: Tiyatro diye bir şey var!
27.03.2010
SON HALİM BU
Havaların ısınmasıyla birlikte sakaldan, bıyıktan yavaş yavaş kurtulmak gerekiyor. Son halim bu. Sokakta görüp de vallahi tanıyamadım ayaklarına yatarak selam vermeden geçenin topuğuna sıkarım.
BUGÜN ANKARA METROSUNDA
Bugün Ankara metrosunda bu görüntüler vardı. Aceleden nedenini öğrenemedim. Ama Belediye Hizmetleri Sergisi afişi asılı olduğuna göre konuyla ilgilidir sanırım. Sonuçta Mehteran da bir belediye hizmeti.
Yola "Allah Allah!" nidalarıyla devam ettim... şaşkınlıktan değil, gaza geldiğimden... Sonra Rodos'u ve Makendonya'yı fethettim... Sonra ise metroda kartım bittiği için aktarma yapamadım, bilet gişesi aradım... Alakası yok ama, Eryaman çok uzak. Bir saat kırk dakikada gidebildim.
Yola "Allah Allah!" nidalarıyla devam ettim... şaşkınlıktan değil, gaza geldiğimden... Sonra Rodos'u ve Makendonya'yı fethettim... Sonra ise metroda kartım bittiği için aktarma yapamadım, bilet gişesi aradım... Alakası yok ama, Eryaman çok uzak. Bir saat kırk dakikada gidebildim.
26.03.2010
AT ŞEYSİ, KAZ BOKU
Belediyenin gözü kalkmasın diye buraya hemen yazmadım; ama yolun kalan kısmı dün sabah asfaltlanmıştı. Üç ayrı işlemle 50 metrelik kanalı bir haftada kapatan belediyeye teşekkürü bir borç biliriz.
Şimdi sizlerin de gördüğü üzere boylu boyunca iğreti şekilde dökülmüş asfalt at şeysine konmuş kelebek gibi duruyor.
Bu arada merak edenler için belirteyim, sağ tarafta kaz boku rengindeki apartman bizimki.
Şimdi sizlerin de gördüğü üzere boylu boyunca iğreti şekilde dökülmüş asfalt at şeysine konmuş kelebek gibi duruyor.
Bu arada merak edenler için belirteyim, sağ tarafta kaz boku rengindeki apartman bizimki.
25.03.2010
T.İ.G.E.M. - EFSANE KADRO
T.İ.G.E.M. yılları. Futbolun yemek içmek kadar doğal bir ihtiyaç olduğu yıllar.
Soldan sağa, arka sıra: Enver, Anıl (Mabu), Murat, Zafer
Soldan sağa, ön sıra: Mustafa, Emre, Bora
Hayatımın en güzel günleri günde en az beş saat futbol oynadığım günlerdi. Dünyanın bugünki halini almadan önce futbol topu olduğuna ve aslında herkesin bas gitardan türediğine inandığım yıllardı. Eve dönüp de atletimi sıktığımda banyoya akan terimin sesi sanki dünyanın kurtuluşu için çok emek sarfetmişim de semeresini topluyormuşum gibi muzaffer gelirdi bana.
Patlayan onlarca top, eskiyen onlarca ayakkabı... Yüzlerdeki mutluluk...
24.03.2010
BORUYA DÜĞÜM
Hep demişimdir, "Bizim esnaf yaratıcı." diye. İşte size Ulus'ta bir dükkan önü. Yaratıcılıkta dönüm noktası: 150 mm'lik alüminyum boruya düğüm. Daha nasıl dikkat çeksin adam.
Kaydol:
Yorumlar
(
Atom
)