www.mabutuner.com

4.05.2010

EFSANE KAZAK

İşte o Kazak... Beklenen Kazak gün yüzüne çıkıyor... Hırka-i Şerif değil elbette; ama kendince anlamlı bir Kazak.

Bu Kazak'ı maçlar şifreli yayınlarla verilmeye başlandığı senede (sanırım 1996) ve devamında, sigara dumanları altında, eve en yakın kıraathanede heba ettim. Fenerbahçe'nin tüm maçlarını bu Kazak bilir. Nice şampiyonluklar gördü, nice hayal kırıklıkları yaşadı... dili olsa da anlatsa. Nice küfürler duydu, nice gözyaşları gördü... dili olsa da anlatsa. Hep bu Kazak. O kadar ki bizi fakir sanıp bana yeni bir kazak almak üzere para toplamaya kalkışmışlardı. Yanılmışlardı.

Ve ne yazıktır ki bu vefalı Kazak her seferinde, maç bitip de eve dönüldüğünde, rezil sigara kokularıyla birlikte ara odanın ortasına, bir başına bırakıldı, halının ortasına terk edildi. Niye? Sırf sigara dumanını göğüslediği  için... yalnızca sigara dumanı koktuğu için... diğer giysilerden uzak tutuldu.

Son bir yıl en mutlu yıllarıydı Kazak'ın; çünkü artık kıraathanede bile sigara içilemiyordu. Lakin! Acı son, her tekstil ürününe olduğu gibi ona da yüzünü gösterdi ve Kazak kullanım süresini doldurdu. Aslında kullanım süresi çoktan dolmuştu; ama atmaya kıyamamıştım. Onca yılın yalnızlığını yüklendiği için ödüllendirilmeliydi ve Kazak'ın ödülü fazla fazla giyilmek oldu.

Artık emekliye ayrılıyor. Yolun açık olsun Kazak. Kusur ettimse affet beni; ama şunu bilesin ki seni hep sevdim ve doya doya kullandım... Elveda.

2 yorum :